← Tüm yazılar

Çift Terapisine Ne Zaman Başvurmalı?

“Bizim durumumuz o kadar da kötü değil, biz hallederiz” diyerek yılları geçiren çiftlerle çok karşılaşıyorum. Çift terapisine hangi noktada başvurmak gerekir, ne zaman erken ne zaman geç? Sıcak ve sade bir dille anlatıyorum.

Bana en sık gelen cümlelerden biri şu: “Aslında çok kötü bir durumda değiliz, sadece son zamanlarda bir şeyler tıkandı.” Bu cümleyi söyleyen çiftlerin çoğu, o “son zamanlar”ın aslında birkaç yıl olduğunu konuşurken fark eder. Çift terapisi çoğu insanın zihninde son çare gibi duruyor: her şey bittiğinde, ayrılık masaya geldiğinde gidilecek bir yer. Oysa benim gördüğüm şu: en çok fayda gören çiftler, ilişkilerinde henüz umut varken gelenler.

Peki ne zaman başvurmalı? Bunu tek bir olayla tarif etmek zor, ama bazı işaretler var. Aynı tartışmayı, aynı cümlelerle, aylardır tekrarlıyorsanız; kavganın konusu değişse de sonu hep aynı yere varıyorsa; ya da artık tartışmıyorsanız bile, yani konuşacak bir şey kalmadığı için sessizleştiyseniz, bu bir işarettir. Sessizlik çoğu zaman huzur değil, vazgeçmenin sessizliğidir ve bence kavgadan daha ciddi bir alarmdır.

Bir diğer işaret, ilişkinin içinde kendinizi yalnız hissetmeye başlamanızdır. Aynı evi, aynı masayı, aynı yatağı paylaştığınız hâlde derdinizi anlatacak kişinin karşınızdaki olmadığını düşünmeye başladıysanız; bir şey paylaşmadan önce “nasıl tepki verir” diye hesap yapmaya başladıysanız, aranızdaki bağ incelmiş demektir. Bu incelme yavaş olur, o yüzden fark etmesi de zordur.

Kriz anlarında gelen çiftler de oluyor elbette: bir aldatma, bir güven kırılması, büyük bir kayıp, çocukla ilgili derin bir görüş ayrılığı, ailelerle yaşanan bir çatışma. Böyle dönemlerde terapi, ilişkiyi kurtarmak kadar, ne olduğunu birlikte anlamlandırabilmek için de bir alan açar. Bazen sonuç birlikte devam etmek olur, bazen ayrılmak; ama ikisi de sağlıklı bir zeminde, birbirini yıkmadan konuşulabilir. Çift terapisi “ne olursa olsun bir arada tutma” işi değildir; ilişkiyi ve iki kişiyi birden görme işidir.

“Peki geç mi kaldık?” sorusunu da çok duyuyorum. Bunun tek bir cevabı yok, ama şunu söyleyebilirim: iki taraf da hâlâ denemeye istekliyse geç değildir. Zorlandığımız yer, taraflardan birinin çoktan içinden kararını vermiş olup diğerini ikna etmek için terapiye getirdiği durumlardır. O zaman da konuştuğumuz şey değişir; ilişkiyi onarmaktan çok, olan biteni anlamak ve süreci daha az yıpratıcı hâle getirmek üzerine çalışırız.

Seanslarda ne yaptığımıza gelince: ben kimin haklı kimin haksız olduğuna karar veren bir hakem değilim ve o rolü hiç almam. Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi çerçevesinde çalışıyorum; yani ikinizin de tartışma anında hangi düşüncelerle ve hangi eski yaralarla tepki verdiğine bakıyoruz. Çoğu çift, kavganın konusunu değil birbirlerinde tetiklenen o eski duyguyu konuşmayı öğrendiğinde rahatlıyor. Nasıl çalıştığımı merak ediyorsanız çift terapisi sayfasında daha ayrıntılı anlattım.

Görüşmelerimizi Bağdat Caddesi'ndeki kliniğimde yüz yüze yapabiliriz; Bostancı, Kadıköy ve çevresinden gelen çiftlerle çoğunlukla böyle çalışıyoruz. Farklı şehirlerde ya da yurt dışında yaşayan, iş temposu nedeniyle ortak saat bulmakta zorlanan çiftler için online terapi de gayet işlevli oluyor; hatta bazen iki kişinin ayrı ayrı bağlanabilmesi süreci kolaylaştırıyor. Hangisinin size uyacağını ilk görüşmede birlikte konuşuruz.

Son olarak şunu eklemek isterim: ilişkinizde fiziksel şiddet, tehdit ya da kendinizi güvende hissetmediğiniz bir durum varsa, çift terapisi doğru başlangıç noktası değildir; önce güvenliğin sağlanması gerekir. Böyle bir durumdaysanız lütfen beklemeyin, 112'yi arayın veya 183 Sosyal Destek Hattı'na başvurun. Bunun dışında, “acaba erken mi?” diye düşünüyorsanız, bence o soruyu soruyor olmanız bile gelmek için yeterli bir sebep. İlişkiler, bozulduktan sonra değil, bakım gördüğü sürece ayakta kalıyor.

Bu konuları birlikte konuşmak ister misiniz?

Randevu Oluştur